Hadislerde Uhud Dağı’nın Temsilî Kullanımı
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, sa.47, ss.108-126, 2026 (TRDizin)
- Yayın Türü: Makale / Tam Makale
- Cilt numarası: Sayı: 47
- Basım Tarihi: 2026
- Doi Numarası: 10.35209/ksuifd.1856043
- Dergi Adı: Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi
- Derginin Tarandığı İndeksler: TR DİZİN (ULAKBİM)
- Sayfa Sayıları: ss.108-126
- Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
- Kayseri Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
İslâm şehir tarihi ve kutsal mekânlar literatüründe bazı coğrafî unsurlar yalnızca tabiî ve fizikî varlıklar olarak ele alınmış olmayıp tarihsel süreç, dinî tecrübe ve ortak hafıza içinde anlam kazanarak sembolik, manevî ve kültürel bir hüviyet haline bürünürler. Bu faktörler, belirli tarihî olaylarla irtibatları, kutsal menkıbeler içindeki konumları ve dinî pratiklerle kurdukları irtibat sayesinde mekânın salt fizikî yönünü aşan çok boyutlu bir anlam alanı üretirler. Uhud Dağı, Medine’de somut bir coğrafî unsur olmanın ötesinde hadislerde büyüklüğün ve çokluğun ölçüsü, manevî ve uhrevî değerleri insan zihnine yaklaştıran güçlü bir temsil aracı, tarihî ve ahlâkî bir referans noktası ve nebevî sünnet bilincini çağrıştıran çok yönlü bir anlam dünyasını ifade eder. Hz. Peygamber’in hadislerinde Uhud Dağı’nı temsil faktörü olarak kullanmasının arka planı olarak Arap kültürel bağlamı, Kur’anî kullanım biçimleri ve nebevî hitabın belâgat özellikleri önem arz eder. Çalışmada, câhiliye dönemi Arap şiirinde dağın kazandığı sembolik anlamlar tespit edilerek Uhud Dağı’nın Arap muhayyilesindeki yeri ortaya konulmaya çalışılacak, akabinde Kur’an’da dağın hakikî ve temsilî kullanımlarına yer verilecektir. Bu bağlamda hadislerde Uhud Dağı’nın infak, sahâbe fazileti, cenazeye iştirak ve sadaka sevabı gibi alanlarda nasıl güçlü ve etkili bir temsilî ölçüye dönüştüğü analiz edilecektir. Böylece Uhud Dağı’nın yalnızca fizikî bir unsur olarak değil, niteliksel kıymet ve manevî ağırlığı ifade eden çok katmanlı bir sembol olarak nebevî beyanlarda işlev gördüğü ortaya konulacaktır. Uhud Dağı’nın hadislerde yer alan temsilî anlatımlarının lafzî sınırlarının yanı sıra nasıl anlaşılması gerektiğine dair metodolojik bir zemin sunulmaya çalışılacaktır. Bu yapılırken araştırmada nitel yönteme ağırlık verilmiş olup klasik hadis şerhleri, tefsir kaynakları, edebiyat ve kültür tarihi verileri birlikte değerlendirilerek çok boyutlu analiz yapılacaktır. Böylece Uhud Dağı temsillerinin mübalağa değil eğitsel ve ahlâkî bir temsil olduğu, nicelikten ziyade niteliksel üstünlüğü, ihlâsı ve tarihî bağlamı vurgulayan bilinçli bir belâgat tercihi olduğu sonucunun olup olmadığı tespit edilmeye çalışılacaktır. Nihayetinde Uhud Dağı örneği üzerinden hadis metinlerinin edebî derinliğini ve Allah Resulü’nün cevâmiu’l-kelim vasfının temsilî anlatımlardaki tezahürü gösterilmeye çalışılacaktır. Hadislerde Uhud Dağı’nın temsilî kullanımına dair örnekler seçilip açıklandıktan sonra nebevî beyanda bu dağın niçin tercih edildiği hakkında da tespitlere yer verilecektir. Böylece Uhud’un bir sembol olma yanında akaid, ahlâk ve belâgat gibi sahalarda çok yönlü bir amaç için kullanılıp kullanılmadığı değerlendirmesini yapmak da mümkün olacaktır. Hadislerde Uhud Dağı’nın; muhataplarca bilinmesi, ihtişam ve sağlamlık sembolü niteliği, gaybî hakikati somutlaştırmadaki işlevi, tergîb-terhîb bağlamında güçlü tasvir imkânı sunması gibi ulaşılan bilgilerin yapılan temsilin sıradan bir benzetme olmadığını göstermektedir.
In the literature of Islamic urban history and sacred spaces, certain geographical elements are not treated merely as natural and physical entities; rather, through historical processes, religious experience, and collective memory, they come to acquire symbolic, spiritual, and cultural identities. Through their associations with specific historical events, their place within sacred narratives, and their connection with religious practices, these elements give rise to a multidimensional field of meaning that goes beyond the purely physical dimension of space. In this context, Mount Uhud, beyond being a concrete geographical feature in Medina, appears in hadiths as a measure of magnitude and abundance, a powerful symbolic medium that brings spiritual and otherworldly values closer to human understanding, a historical and moral point of reference, and a multilayered field of meaning that evokes an awareness of the Prophetic Sunnah. The Prophet’s use of Mount Uhud in a symbolic sense in his hadiths can be better understood in light of the Arab cultural context, Qurʾānic patterns of expression, and the rhetorical features of Prophetic discourse. The study first examines the symbolic meanings attributed to mountains in pre-Islamic Arabic poetry in order to clarify the place of Mount Uhud in the Arab imagination, and then turns to the literal and figurative uses of mountains in the Qurʾān. Within this framework, it analyzes how Mount Uhud functions within hadith discourse as a powerful symbolic measure in contexts such as almsgiving (infāq), the virtues of the Companions, participation in funeral processions, and the reward of charity. In doing so, it argues that Mount Uhud operates in Prophetic statements not merely as a physical entity, but as a multilayered symbol expressing qualitative value and spiritual weight. The study also seeks to provide a methodological basis for understanding the representational narratives involving Mount Uhud in hadith literature beyond their literal limits. To this end, a qualitative approach is adopted, drawing on classical hadith commentaries, Qurʾānic exegesis, as well as literary and cultural-historical sources, all examined through a multidimensional analytical perspective. In this way, the study examines whether the representations of Mount Uhud should be understood not as rhetorical exaggeration, but rather as a deliberate pedagogical and ethical mode of representation—one that emphasizes qualitative superiority, sincerity, and historical context over mere quantitative magnitude, reflecting a conscious rhetorical choice in Prophetic discourse. Ultimately, through the example of Mount Uhud, the study aims to highlight the literary depth of hadith texts and to demonstrate how the Prophet’s characteristic of jawāmiʿ al-kalim is manifested in representational expression. After presenting and explaining selected examples in which Mount Uhud is used symbolically, the study also offers observations on why this particular mountain was preferred in Prophetic discourse. In this way, it becomes possible to assess whether Mount Uhud functions not only as a symbol, but also as a multidimensional representational tool serving theological, ethical, and rhetorical purposes.