Türk Ticaret Kanunu’ndaki Bağımsız Denetime İlişkin Düzenlemeler ve Bu Konudaki Eleştiriler


AKSOYLU S.

Yaklaşım Dergisi, cilt.22, ss.264-271, 2014 (Hakemsiz Dergi)

  • Cilt numarası: 22 Konu: 255
  • Basım Tarihi: 2014
  • Dergi Adı: Yaklaşım Dergisi
  • Sayfa Sayısı: ss.264-271

Özet

Denetim, ticari ve mali olayların tarihi ile başlamıştır. Ticari faaliyet ve mali olaylar ortaya çıktığı anda denetim faaliyeti söz konusu olmaktadır. Denetim; muhasebe verilerini, gerçekleşmiş ekonomik faaliyet ve olayların o anki sonuçlarını yani olanı belirlemek, olması gereken ile olanı karşılaştırmak ve bunlar arasındaki sapmaları ortaya koymak, elde edilen sonuçları ve bulguları kullanarak tarafsız bir yargı veya sonuca ulaşmak ve ulaştığı yargı ve sonucu denetçinin ilişkide bulunduğu gruplara iletmek için kullanılan sistematik bir süreçtir.

Denetimin temelinde, hesap verme sorumluluğu vardır. Bu kendi içinde yönetsel hesap verme sorumluluğu ve mali hesap verme sorumluluğu olarak iki şekilde ele alınabilir. Yönetsel hesap verme sorumluluğu; bir gerçek kişiye tahsis edilen kaynağa bir görev yüklenmişse, bu kişinin kaynakları nasıl kullandığının yanında, kaynak tahsisine neden olan hedeflere ulaşıp ulaşmadığının söz konusu olduğu sorumluluktur. Mali hesap verme sorumluluğu ise; tahsis edilen kaynağın daha önceden belirlenen yöntemlere uygun bir şekilde kullanılıp kullanılmadığı ile ilgili sorumluluktur.

Denetim ve muhasebe süreçleri birbirleri ile bağlantılı süreçler olmakla birlikte, finansal tabloların hazırlandığı muhasebe sürecinin amaçları ve yöntemleri ile söz konusu tabloların güvenilirliklerinin araştırıldığı denetim sürecinin amaçları ve yöntemleri arasında önemli farklılıklar bulunmaktadır. Muhasebe, denetlemenin temel dayanağı; denetleme ise, muhasebenin kanunlara, kurallara, ilkelere ve yöntemlere uygunluğunun sağlanmasıdır. Kısaca, muhasebesiz denetleme dayanaksız, denetimsiz muhasebe de sağlamasız olmaktadır.

Finansal tabloların hatalı bir şekilde sunulmuş olma olasılığı, bu tabloları kullanan işletme içinden ve dışından kişi ve kuruluşların işletme yönetiminden gelen bilgilere güvenmelerini ve bu bilgilere dayanarak karar almalarını zorlaştırmaktadır. Karar verme sürecinde yararlanılan finansal ve finansal olmayan bilginin güvenilirliğinin ve doğruluğunun saptanmasında denetim önemli bir fonksiyonu üstlenmektedir. Burada denetim faaliyetinin  özellikle işletme dışından kişi ve kurumlar tarafından, yani bağımsız kişi ve kurumlar  tarafından yapılması tarafsızlığı artırmaktadır.

Bu çalışmanın amacı, bağımsız denetimin gerekliliğini vurgulamak, Türk Ticaret Kanunu (TTK) ile birlikte bu alanda yapılan değişiklikleri ortaya koymak ve bu değişikliklere ilişkin yapıcı ve haklı eleştirilere değinmektir. Çalışmada öncelikle TTK’nın uygulanmaya başlamasıyla birlikte bağımsız denetim alanında yaşanan değişikliklere değinilecektir. TTK’nın bağımsız denetimle ilgili maddeleri ana hatlarıyla, ayrıntıya girmeden incelenerek, bu maddelere yöneltilen eleştiri ve görüşlere yer verilecektir.