THE PLACE WHERE HISTORY AND NATURE MEET ADİLCEVAZ


Creative Commons License

İpek Y.

Laçin Yayınları, Kayseri, 2004

  • Publication Type: Book / Research Book
  • Publication Date: 2004
  • Publisher: Laçin Yayınları
  • City: Kayseri

Abstract

The lack of a comprehensive study on the Adilcevaz district of Bitlis province is perhaps the most important reason why this region, which is worth seeing for its magnificent nature as well as having a deep-rooted history, is not well known. By doing this work, we aimed to contribute to both the promotion of Adilcevaz and the local people to get to know this district in all aspects.

We aim to reach the goal we mentioned above with this work, in which we try to deal with every subject about Adilcevaz that people may think of, albeit with its main lines.

When you think of Adilcevaz, the first thing that comes to mind is that it is a historical settlement. This is because Adilcevaz is one of the most important settlements in the region, which dates back to the Khalkolithic Age and has played a major role in the development of Anatolian culture until today, with its wars, works, lifestyle and beliefs, perhaps because it is located on the passageway and its climate and natural conditions are favorable. has been one.

Especially with the entry of the Turks to Anatolia, the importance of Adilcevaz has increased for us. Because when Turkish raiders and armies came to Anatolia, they first settled here. They made all the necessary preparations in order to mingle with the people living in Anatolia and meet them here.

Although it has hosted many civilizations, Adilcevaz has not survived in sufficient number of works related to these civilizations. But as a result of our work, we see that even if there are minor problems in between, even if their language, religion and race are different, people live in peace and tranquility in these lands and mingle with the local people of the region. However, this stable and peaceful life ended with the torture and persecution of the Allied armies and especially the Armenian soldiers and gangs after the First World War. The indigenous people of Adilcevaz had to migrate to different parts of Anatolia. This migration continued until the establishment of the Republic of Turkey and the October 29th 1923 onwards began the return to the region. These returns continued until 1940.

Adilcevaz, which is one of the places worth seeing with its natural structure as well as its history, could not be heard much because of the insufficient publicity and terrorist incidents in the region until recently. But recently; It is observed that the number of people visiting Adilcevaz, where all shades of green and blue can be seen at the same time, is increasing day by day. Adilcevaz, whose climate is milder than other settlements in the region, can be visited during all four seasons.

We have mentioned above that Adilcevaz has witnessed many civilizations until today. During this hosting, he gained many different and pleasant things from each civilization, and he successfully interpreted them within the Anatolian culture and created a unique cultural synthesis.

Bitlis iline bağlı Adilcevaz ilçesiyle ilgili olarak şu ana kadar yapılmış derli toplu bir çalışmanın olmayışı, köklü bir tarihe sahip olduğu kadar muhteşem tabiatıyla da görülmeye değer olan bu yörenin yeterince tanınmamasının belki de en önemli sebebidir. Bu çalışmayı yaparak hem Adilcevaz’ın tanıtımına hem de yerli halkın bu ilçeyi her yönüyle tanımasına katkıda bulunmayı amaçladık.

Adilcevaz’la ilgili insanların aklına gelebilecek olan her konuyu ana hatları ile de olsa ele almaya çalıştığımız bu eserle yukarıda belirttiğimiz amaca ulaşmayı hedefliyoruz.

Adilcevaz dendiğinde akla ilk gelen tarihi bir yerleşim yeri olduğudur. Çünkü Khalkolithik Çağa kadar uzanan ve günümüze kadar Anadolu kültürünün gelişmesinde gerek savaşları gerek yapıtları gerekse yaşayış tarzları ve inançları ile büyük rol oynayan birçok uygarlığa sahne olan bölgede Adilcevaz, belki de geçiş yolu üzerinde yer alması ve ikliminin, doğa şartlarının elverişli olmasından dolayı en önemli yerleşim merkezlerinden biri olmuştur.

Özellikle Türklerin Anadolu’ya girmesi ile birlikte Adilcevaz’ın önemi bizler için daha da artmıştır. Çünkü Türk akıncıları ve orduları Anadolu’ya geldiklerinde ilk olarak buralara yerleşmiştir. Anadolu’da yaşayan halkla kaynaşıp onlarla tanışabilmek için gerekli tüm hazırlıklarını da buralarda yapmışlardır.

Birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış olmasına rağmen Adilcevaz’da, bu uygarlıklarla ilgili yeterli sayıda eser günümüze kadar gelmemiştir. Ama yaptığımız çalışmalar sonucunda, arada ufak tefek sorunlar çıksa da dili, dini, ırkı farklı olsa bile insanların bu topraklarda barış ve huzur içersinde yaşayıp, bölgenin yerli halkıyla kaynaştıklarını görmekteyiz. Fakat bu istikrarlı ve huzurlu yaşam I. Dünya Savaşı’yla beraber İtilaf orduları ve özellikle de Ermeni asker ve çetelerinin işkence ve zulümleri ile sona ermiştir. Adilcevaz’ın yerli halkı Anadolu’nun farklı bölgelerine göç etmek zorunda kalmıştır. Bu göç Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna kadar devam etmiş ve 29 Ekim 1923’ ten itibaren bölgeye geri dönüşler başlamıştır. Bu geri dönüşler 1940’a kadar devam etmiştir.

Tarihinin yanı sıra doğal yapısıyla da görülmeye değer yerlerimizin başında gelen Adilcevaz, yeterince yapılmayan tanıtım ve kısa bir süre önceye kadar bölgede görülen terör olaylarından dolayı adını fazla duyuramamıştır. Ancak son zamanlarda; yeşilin ve mavinin her tonunun aynı anda görülebileceği Adilcevaz’ı ziyaret eden insan sayısının her geçen gün daha da arttığı gözlenmektedir. İklimi bölgedeki diğer yerleşim yerlerine göre daha ılıman olan Adilcevaz, dört mevsim boyunca da ziyaret edilebilmektedir.

Adilcevaz’ın günümüze kadar birçok uygarlığa sahne olduğunu yukarıda belirtmiştik. Bu ev sahipliği sırasında her bir uygarlıktan farklı ve hoş birçok şey kazanmış, bunları da Anadolu kültürü içerisinde başarıyla yorumlayıp kendisine has bir kültür sentezi ortaya çıkarmıştır.