Model İnsan Olmak veya Model İnsan Olmak Durumunda Kalmak: Bozok Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğrencileri Eksenli Bir Araştırma


Akkaya Ü. H.

I. Uluslararası Din Sosyolojisi Sempozyumu (Aksaray), Aksaray, Türkiye, 10 - 12 Mayıs 2018, ss.146-147

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Aksaray
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.146-147

Özet

İnsan hayatının ilk dönemleri, yakın çevrenin model alınması suretiyle şekillenmektedir.  Bireyin sosyal çevresi içerisinde hayata hazırlanması, kimlik kazanması ve dini sosyalleşmesini de içeren bu sürecin peşi sıra, seçimlerin olduğu ve bireyin toplumda varlık göstermeye başladığı yeni bir dönemden söz edilebilir. Bu yeni dönem gerek seküler gerekse dini hassasiyetlerle bağlantılı biçimde hayata bir yön vermek adına “model alma”ya yönelik yaklaşım ve kararlarla bağlantılı hassas bir dönemeçtir. Diğer yandan model olmayı seçmek veya model insan olmak durumunda kalmak da özellikle “İlahiyatçı” kimliği ekseninde ele alınması gereken bir konudur.

Bu çerçevede çalışmamızın temel problemini, özellikle dini bağlamda “model alma” ya da “model olma” süreçleri ile ilgileri dikkate alındığında, İlahiyat Fakültesi öğrencilerinin konu ile ilintili bilgi, tutum, tercih ve yaklaşımları; bu yaklaşımlarının şekillenmesine etki eden faktörler; model olma zorunluluğu yükleyen sosyal çevrenin bu yaklaşımının niteliği ve gerekçeleri ile ilgili öğrencilerin kanaatleri, ortaya çıkan tercihli veya beklentiye dayalı “model” oluşun bireysel ve toplumsal alana yansıma biçimlerini ortaya koymak olarak ifade edebiliriz.

Rasyonel seçim kuramı ve “Vekil din” teorisinin rehberlik ettiği araştırma, ağırlıklı olarak nicel bir araştırma olup evrenimiz Bozok Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğrencileridir.  Örneklemimiz ise Bozok İlahiyat öğrencileri arasından farklı sınıf seviyelerinden seçilen öğrencilerden oluşmuştur. Teorik çerçevenin oluşturulması sonrasında, örneklem grubuna anket uygulanmış ve değerlendirilmiştir. Bunula beraber yer yer katılımlı gözlem ve yapılandırılmamış görüşme tekniğinin de kullanılması,  araştırmaya nicel boyutunun yanında nitel karakter de kazandırmıştır.

Araştırma sonucunda ortaya çıkan veriler, bilinçli model oluşun, sosyal çevrenin beklenti ve zorlamasıyla ortaya çıkan model oluşa göre daha az istendiğini ve ortaya çıktığını göstermiş; ilahiyatçı kimliğe sahip bireyleri model olarak görmek isteyenler arasında dini anlamda yol gösterici arayışı içinde olanların yanında “Vekil din” teorisinin de işaret ettiği gibi dini yaşantının model insanlarca etkin ve ideal biçimde sergilenmesini bekleyenlerin oranca yüksekliğini ortaya koymuştur. Bu bağlamda araştırma sonuçlarının “model insan” olgusu üzerinden günümüz toplumunun dini yaşayışının anlaşılmasına katkı sunacağı düşünülmektedir.

Anahtar Kelimeler: Din Sosyolojisi, İlahiyat, Model insan, Vekil din

The first periods of human life are shaped by taking the close environment as a model. This process, which includes the preparation of the individual for life in his social environment, gaining identity and religious socialization, can be mentioned in a new period in which there are elections and the individual begins to exist in the society. This new era is a sensitive turn related to approaches and decisions towards “modeling” in order to steer life in relation to both secular and religious sensitivities. On the other hand, choosing to be a model or being a model person is an issue that needs to be addressed especially in the axis of "Theologian" identity.

In this context, the main problem of our study is the knowledge, attitude, preferences and approaches of the students of the Faculty of Theology, especially considering their relation to the processes of "modeling" or "being a model" in the religious context; factors that affect the shaping of these approaches; We can express the opinions of the students regarding the nature and reasons of this approach of the social environment, which imposes the obligation to be a model, as the reflection of the emerging preferential or expectation-based “model” to the individual and social field.

The research guided by the rational choice theory and the "surrogate religion" theory is predominantly a quantitative research and our universe is the students of the Faculty of Theology at Bozok University. Our sample consisted of students selected from different grade levels among Bozok Theology students. After forming the theoretical framework, a questionnaire was applied to the sample group and evaluated. In addition to this, the use of participatory observation and unstructured interview technique has brought qualitative character to the research besides its quantitative dimension.

The data obtained as a result of the research showed that being a conscious model is less desired and emerged than the model emerged by the expectations and compulsion of the social environment; Among those who want to see individuals with a theologian identity as a model, those who seek guidance in religious terms, as well as those who expect the religious life to be exhibited effectively and ideally by model people, as the "Proxy religion" theory points out, has revealed the proportionality of those who expect religious life to be exhibited effectively and ideally. In this context, it is thought that the results of the research will contribute to the understanding of the religious life of today's society through the phenomenon of "model human".

Keywords: Sociology of Religion, Theology, Model human, Proxy religion