AMERİKAN ANAYASAL DÜZENİNDE KUVVETLER AYRILIĞI VE KONGRE’NİN DIŞ POLİTİKA ÜZERİNDEKİ NORMATİF ÜSTÜNLÜĞÜ: S-400, CAATSA VE F-35 ÖRNEĞİ


Creative Commons License

Çakmak Çelik M.

BALKAN 16th INTERNATIONAL CONFERENCE ON SOCIAL SCIENCES, Skopje, Makedonya, 24 - 29 Eylül 2026, ss.873-880, (Tam Metin Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Tam Metin Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Skopje
  • Basıldığı Ülke: Makedonya
  • Sayfa Sayıları: ss.873-880
  • Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
  • Kayseri Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Uluslararası ilişkiler literatüründe ve kamuoyu algısında dış politika, çoğunlukla devlet başkanlarının diplomatik temasları, liderler arası müzakereler ve yürütme erkinin geniş takdir yetkisi üzerinden şekillenen bir alan olarak kabul edilmektedir. Nitekim Amerika Birleşik Devletleri (ABD) anayasal sisteminde Başkan, “Başkomutan” sıfatıyla dış ilişkilerin sevk ve idaresinde en görünür aktördür. Buna karşın ABD Anayasası; federal kanun yapma, dış ticareti düzenleme ve bütçe kaynaklarının tahsisini içeren harcama yetkisini Kongre’ye tanımaktadır.  Türkiye’nin Rusya Federasyonu’ndan S-400 hava savunma sistemi tedariki sonrasında ortaya çıkan kriz; dış politikanın münhasıran yürütmenin iradesine bırakılmadığını, kuvvetler ayrılığı (separation of powers) ile denge-denetleme (checks and balances) mekanizmalarının ulusal güvenlik parametrelerini doğrudan sınırlandırdığını somut biçimde ortaya koymuştur. 

Bu çalışma Türkiye’yi de kapsayan CAATSA yaptırımları ile F-35 programına ilişkin süreci, Amerikan anayasal sisteminde yasama ve yürütme organları arasındaki yetki paylaşımı ve denge-denetleme mekanizmaları çerçevesinde ele almaktadır. Türkiye’nin hava savunma arayışı ekseninde gelişen bu süreç, bir savunma tedariki meselesi olmanın yanı sıra, Amerikan siyasal sisteminde dış politika kararlarının yasama süreçleriyle nasıl şekillenebildiğine dair dikkat çekici bir örnek sunmaktadır. Bu çerçevede çalışma; yürütme düzeyinde varılan diplomatik mutabakatların iç hukuktaki mevcut yasal düzenlemeler karşısındaki sınırlarını tartışmakta ve Türk-Amerikan savunma ilişkilerinin seyrinde Kongre’nin belirlediği yasal çerçeve ile anayasal güç dengelerinin önemli bir etken olduğunu değerlendirmektedir.